Kuru Göz Tedavi Edilmediğinde Görme Kaybına Varabilen Sonuçlara Neden Olur

Kuru Göz Tedavi Edilmediğinde Görme Kaybına Varabilen Sonuçlara Neden Olur

Kuru Göz Hastalığını Kısaca Tanımlar mısınız, Nasıl Bir Hastalıktır?

Kornea gözün beyaz ve şeffaf kısmının önünde olan, sürekli bir tabaka halinde gözün yüzeyini kaplayan bir oluşumdur. Gözyaşı gözün kendi içerisindeki dokulardan üretilir. Gözyaşı; gözyaşı bezinden, kirpik kenarındaki bezlerden ve konjonktivadaki bezlerden olmak üzere üç katman halinde meydana gelir. Birinci katmanı musin dediğimiz tabakadan, ikinci katmanı sıvı dediğimiz kısımdan ve üçüncü katmanı ise en üstte kalan lipid denilen bölümden oluşur. Gözyaşı tabakası her göz kırpmamızla beraber hareket eder, oluşumunu tamamladıktan sonra da iki dakika içerisinde gözyaşı kanalları vasıtası ile gözü terk eder. Gözyaşı yapısı bizim görmemizde, gözün yüzeyinin şeffaf kalmasında, ışığın içeri düzgün girip retinaya kadar ulaşmasındaki ilk etaptır. Gözyaşı kendi oluşumu içerisinde katmanları yapısı ile elastik bir yapıya sahip olduğu için her göz kırpmamızla birlikte hareket eder, gözün üzerinde biriken toz parçaçıklarını, havadan gelen yabancı cisimleri yıkayarak gözün yüzeyinden uzaklaştırır. Esas amacı gözün yüzeyini şeffaf tutmaktır. Normal olan gözyaşı yapısal olarak bozukluğa uğrarsa, biz buna gözyaşı eksikliği diyoruz. Bilimsel olarak da bu duruma “kuru göz hastalığı” adını veriyoruz.

Kuru Göz Hastalığının Semptomları Nelerdir?

Kuru göz hastalığı, gözün üç katmanından herhangi birinin veya tümünün bozulması durumunda ortaya çıkan bir hastalıktır. Gözyaşı yapısı bozulduğu anda bazı belirtiler ortaya çıkar. Öncelikli olarak kuruluk hissi başlar. Kişi gözyaşı eksikliği olduğunda gözünde kuruma hissini hisseder, arkasından yanma ve batma hissedilir, gözleri kapatma ihtiyacı ortaya çıkar. Önemli bir başka özelliği ise gözde yabancı bir cisim olma hissinin oluşmasıdır. Işığa duyarlılık ve gözü kapatarak dinlendirme ihtiyacı da belirtilerin arasındadır. Gözyaşının iki ayrı türü bulunur. Birincisi gözün üç katmanı vasıtası ile oluşan gözyaşları, ikincisi ise refleks gözyaşıdır. Refkleks gözyaşı bir duruma üzülünce, sevinince veya göze yabancı bir cisim kaçınca refleks olarak ortaya çıkan şiddetli gözyaşı yapısıdır. Gözyaşımızın yapısı bozulup kuru göz olduğunda doğal olarak refleks gözyaşı üretilip gözde sulanma ortaya çıkabilir. Gözyaşının bir şekilde bozulup göz yüzeyinde kuruma, batma, kaşınma, yabancı cisim hissiyatını ortaya çıkarmasına kuru göz hastalığı diyoruz.

Kuru gözün oluşmasında birçok sebep olabilir. Eğer kişide romatoid artrit gibi hastalık söz konusu ise gözyaşı üretimi azalabilir. Bu azalma olduğu zaman gözyaşının yapısı bozulacağı için kuru göz bulguları ortaya çıkar. Bir de buharlaşmanın fazlalaştığı kuru göz durumları vardır. Kapalı ortamlarda, bilgisayar karşısında uzun süre çalışma durumlarında göz kırpma sayısının azalması ile birlikte gözyaşı buharlaşır ve uçar. Gözde yanma, batma, kuruluk ve bulanık görme ile ortaya çıkar ve özellikle yoğun bilgisayar kullanıcıları ile çok kitap okuyan insanlarda bu tip bir rahatsızlık daha sık görülür. Vücut rahatsızlıkları ya da buharlaşma kaynaklı olan rahatsızlıklar ayrı ayrı görülebileceği gibi ikisi bir arada da görülebilir.

Kuru göz daha çok kadınlarda görülür ve insanın günlük yaşantısını bozan, sosyal olarak rahatsızlık veren bir rahatsızlıktır. Kuru göz bir hastalıktır, çünkü gözümüzün bütün tabakaları şeffaf olmalıdır ki, ışık gözün içerisine girsin ve görüntüler beyin tarafından oluşturulsun. Eğer gözyaşı tabakası incelmiş, bozulmuş ve yapısal değişikliğe uğramış ise ilk etapta bulanıklık ile başlayan bir görme rahatsızlığına sahip olabiliriz.

Görülme Sıklıkları İle İlgili Bilgi Alabilir miyiz?

Daha çok kadınlarda görülür, çocuklarda görülme sıklığı çok nadirdir. Kadınlarda erkeklere göre 1.5 kat daha fazla görüldüğünü de söyleyebiliriz. Kapalı ortamlarda 2 saati geçen bilgisayar kullanımı durumlarında kuru göz hastalığı riski %40-45 oranındadır. Vücut rahatsızlıklarından kaynaklanan kuru göz görülme olasılığı -15 arasındadır. Özellikle lens kullanan ve yoğun bilgisayar kullananlarda bu oran %50’lere kadar artmaktadır.

Herkesin günün belirli saatlerinde göz kuruması yaşaması doğaldır. Günlük yaşamı olumsuz yönde etkilediğini de belirtmemiz gerekir.

Bunun dışında yaşla beraber ortaya çıkan gözyaşı problemlerinin daha fazla olduğunu biliyoruz. 40’lı yaşlardan sonra gözyaşı eksikliğinin ortaya çıkma sayısı artış göstermektedir. 40 yaşın üzerindeki kişilerin ’inde kuru göz hastalığı bulguları bulunmaktadır.

Kuru göz hastalığını oluşturan sebepler nelerdir? Modern yaşam koşulları, hava kirliliği ve düzensiz beslenme hastalığın oluşumunda ne ölçüde etkilidir?

Kirpik dibi iltihapları gözyaşının yapısının bozulmasında en önemli etkendir. Özellikle bizim gibi yağlı cilde sahip olan insanların oluşturduğu toplumlarda kirpik dibi iltihaplarının görülme sıklığı daha fazladır ve bu da gözyaşı eksikliğinin birinci nedenlerinden bir tanesidir. Vücuttan kaynaklı meydana gelen rahatsızlıklar, kullanılan göz tansiyonu ilaçları, kişinin kendi yapısı, az su içme, hormonal yapıda meydana gelen değişiklikler kuru gözün oluşmasındaki önemli sebeplerden bazılarıdır.

Az su içmek, sigara kullanımı gibi durumlar gözyaşını azaltabilir. Ancak beslenmeye bağlı bir gözyaşı artışından söz edemeyiz. En önemli etken hastanın yaşam biçimini doğru olarak sorgulayıp eğitici yaklaşımlarda bulunmaktır.

Kuru göz hastalığının tanısı nasıl konulmaktadır?

Kuru göz tanısındaki en önemli nokta, hastanın şikayetlerini detaylı bir şekilde dinlemektir. Bu tip bir hastaya mutlaka bir sorgulama yapılması gerekir. Bazı gelişmiş kliniklerde bu tip şikayetleri olan kişilere OSDİ testi dediğimiz hastanın subjektif şikayetlerini sorgulayan bir anket düzenlenmektedir. Bu ankete göre bir skorlama yapılır. Günlük yaşantıda hekimin tam olarak teşhis koyamadığı durumlarda bu tip bir skorlama çok önemlidir. Gözde kuruluk hissi, bulanıklık yaşanması, televizyon seyrederken gözde yanma hissinin olması gibi cevapları arayan soruların oluşturduğu bir anket uygulanır ve bunun sonucunda ortaya çıkan skor hastalığın teşhisi açısından kritik bir önem taşımaktadır.

Gözyaşı eksikliğinin oluşmasındaki nedenler nelerdir?

Dış faktörler gözyaşı eksikliğinin oluşmasında önemlidir. Kuru bir ortam, havalandırma sistemleri, hava kirliliği, bilgisayar kullanımı gözyaşı eksikliğinin önemli sebeplerindendir. Dakikada 20 ile 25 defa gözümüzü kırparken, bilgisayar kullanırken bu sayı 5 ile 8 arasındadır. Dikkat gerektiren eylemlerde göz kırpma sayımızı azaltırız. Bu durumda göz yüzeyinin kurumasına, buharlaşmanın artmasına ciddi olarak önemli katkılarda bulunur.

Ne zaman göz doktoruna başvurulmalıdır?

Gözde sürekli olarak özellikle öğleden sonra başlayan yanma, batma, bulanıklık ve yorgunluk hissetme gibi durumlarda kişi göz doktoruna başvurmalıdır. Geceleri artan yabancı cisim hissi de doktora gitmek için önemli belirtiler arasında sayılabilir.

Tedavi konusunda neler söyleyebilirsiniz ?

En önemli tedavi başlangıcı teşhisdir. Gözyaşı miktarını, gözyaşının yüzeydeki kırılma zamanını, gözyaşının yapım miktarını, gözyaşında bulunan defektleri ve gözün yüzeyindeki yapısal bozuklukları ön plana alan bir teşhiş en önemli adımdır. Tüm bunları gerçekleştirdikten sonra, gözyaşını evrensel olarak DEWS sınıflandırması ile evrelere ayırırız. Birinci evre çok hafif, ikinci evre ağır, üçüncü evre daha ağır ve dördüncü evre en ağır şeklinde nitelendirilir. Evreleme büyük önem taşımaktadır, çünkü bu evrelemeye göre tedavi gerçekleşir. Evreleri belirlemede hastaya yapmış olduğumuz sorgulama çok kritik bir yer tutmaktadır. Gözyaşı kırılma zamanı, göz yaşı miktarı ve gözün üzerindeki tabakada yapısal bozukluk olup olmaması evrelerin belirlenmesindeki en önemli verileri oluşturmaktadır.

Birinci evrede hafif rahatsızlıklar bulunur ve hasta bu aşamada tedaviye eğitim ile başlar. Eğer bilgisayar kullanıyorsa gözünü daha fazla kırpmasını öğretmek, yüzüne gelen bir havalandırma varsa bundan kaçınmasını sağlamak, ışık şartlarını değiştirmek, açık havada dolaşırken kenarları kapalı güneş gözlüklerinin hava dolaşımını azaltıcı faktörlerini engellemek, kişinin yaşadığı ortamlarda nemin artırılmasını sağlamak gibi hastayı eğittiğimiz bir dönem vardır. Tüm gözyaşı hastalıklarında eğitim son derece önemlidir ve mutlaka yapılmalıdır.

Bol su içmek de gözyaşı yapımını artıracağı için faydalıdır. İkinci evre durumlarda elimizde bazı tedavi edici unsurlarımız bulunmaktadır. Öncelikli olarak suni gözyaşlarını örnek verebiliriz. Suni gözyaşları gözyaşı yapımıza benzeyen suni olarak üretilen damlalardır. Bu damlaların çeşitli türleri bulunmaktadır. Bazıları tek kullanımlık, bazıları çok kullanımlık olarak işlev görmektedir. Tek kullanımlık dediğimiz “kullan at” gözyaşı damlalarının en büyük özelliği içerisinde prezervan dediğimiz toksik olan içeriklerin olmamasıdır. Tekli damlaların en büyük avantajı budur ve daha ileri seviyedeki hastalarda tercih edilir. Bunun dışında piyasada onlarca gözyaşı damlasının göz yüzeyinde kalma, dağılma ve temizlenme süreleri çok farklılık göstermektedir. Göz doktorlarının reçete edeceği gözyaşı damlalarına çok dikkat etmesi gerekmektedir. Hangi hastaya hangi gözyaşı damlasını verecekleri önemli bir karardır . Gözyaşı damlaları gün içerisinde 10 kereye kadar damlatılabilir. Bu damlaları tedavi edici bir ilaç olarak değerlendirmek yerine azalan gözyaşlarımızın yerine koyduğumuz bir tamamlayıcı olarak değerlendirebiliriz.

Daha ileri vakalarda gözyaşı eksikliği kuruma ile beraber bir inflamasyona neden olur. Bu inflamasyon gözyaşı yapıcı hücrelerin daha yavaş çalışmasına neden olur, bu nedenle de orta evreyi geçmiş hastalarda gözyaşı yapımının artırılması amacı ile farklı gözyaşı damlaları kullanılır. Bunların başında kortizon içeren damlalar vardır. Kortizon içeren damlaların göze vereceği faydaların yanında uzun süreli kullanımlarında göz tansiyonu yükseltme, katarakt yapma gibi yan etkileri sebebi ile kullanımları kısıtlı zaman içerisinde gerçekleşmelidir. Özellikle şikayetlerin çok arttığı dönemlerde, hastanın günlük yaşantısının bozulduğu, gözde yanma, batma ve kızarıklıkların çok olduğu durumlarda gözyaşı damlalarına ek olarak kortizonlu damlalardan da faydalanırız.

Daha ileri evrelerde ise topikal siklosiporin dediğimiz ilaçları kullanıyoruz. Topical siklosiporin’ler düşük dozda anti inflamasyon etkisine sahiptirler. Göz yüzeyinde büyük bir rahatsızlık vermeden toksik düzeylerinin çok az olması, kan dolaşımına etki etmeyecek ölçüde karışmaları nedeni ile bu tedavi yöntemi çok uzun süreler kullanılabilir. Bir yıla varan sürelerde bu tedavi yöntemini kullanmak mümkündür. Kuru gözü bir hastalık olarak değil, bir sendrom olarak değerlendirmek daha sağlıklı olacaktır. Bir çok öğe bu hastalığın içerisinde yer almaktadır. Gözyaşı bezinin az çalışması, sistemik hastalıklar, günlük yaşam şartları, alınan ilaçlar kuru gözü etkilemektedir. Bu sebeple anti inflamasyon etkisi içeren topikal siklosiporin’ler tedavi için çok değerlidir.

Tüm bu tedavilerin etki etmediği ileri evrelerde ise bazen gözyaşı kanal tıkamaları yaparız. Kişinin var olan az gözyaşını koruma amaçlı bir tedavidir. Bu gözyaşı kanal tıkamaları özellikle kalıcı veya geçici olarak yapılabilir. Böyle bir tedavi planlanan hastalarda gözyaşı kanalı tıkaçların öncelikle geçici olarak kullanılması ve hastanın fayda görmesi durumunda kalıcı tıkaçların kullanılması önemlidir. Bu uygulamanın özellikle kuru göz konusunda deneyim sahibi olan doktorlar tarafından gerçekleştirilmesi olmazsa olmaz koşulların başında gelir. Gözyaşı kanalını tıkayıcı tedavilerde önemli olan ne zaman ne doz tedavi uygulanacağıdır. Bozuk olan gözyaşı toksik etki yaratıp daha ters sonuçlara neden olabilir. Gözyaşı yapımının bir diğer aşamasında ise kapak aralığı geniş olanlarda daraltıcı cerrahi müdahaleler uygulanmakla beraber, bu durumun görülme sıklığı oldukça azdır. Bazı ilaçlarda gözyaşı artırıcı etkileri ile yardımcı olmaktadırlar. OMEGA-3’ü bu örnekler arasında gösterebiliriz.

Kuru gözde gözyaşı bozulduğunda bazı durumlarda kalıcı hasarlarla karşılaşılabilir. Evre 4 adını verdiğimiz evrede tedavi olanaklarının çok az olduğu hastalarda verilen tüm tedaviler yetersiz olacağı için hastanın kendi kanından gözyaşı damlalarından oluşan serumların üretilip, kişilerin gözyaşı tabakalarında kullanılması mümkündür. Ancak enfeksiyon riski, hızlı tüketilmesi gibi durumlara dikkat etmek gerekir. Çok ileri gözyaşı eksikliğinde oluşturulan bu serumlar hastalığın tedavi edilmesinde çok olumlu sonuçlar vermektedir.

Tedavide kullanıma giren yeni ürünler ne gibi avantajlar sağlıyor?

Çok sık yeni gözyaşı damlaları yapılıyor. Gözyaşı damlalarının içerikleri her geçen gün gelişiyor. Bu gelişmeler gözyaşı damlasının uygulanma sıklığını azaltıyor. Gelişmiş yeni teknolojik damlalar göz yüzeyinde daha uzun süre kaldığı için uygulama sayısı da azalıyor. Günde 10 kez gözyaşı damlası damlatmak kişinin sosyal yaşantısını olumsuz etkilediği için bu sayıyı 3-4’e indirdiğimiz zaman hastanın şikayetleri daha azalıyor. Ayrıca yeni gözyaşı damlaları göz yüzeyinde meydana gelen bozulmaları daha hızlı düzelttiği için ağrı, batma, yabancı cisim hissetme gibi şikayetler daha çabuk giderilebiliyor.

Topikal siklosiporin’ler yeni gelişmeler arasında en önemli yeri tutuyor. Günde sadece 2 kez kullanım sıklığı oküler yüzeyin korunmasında ve gözyaşı yapımının artmasında son derece faydalı sonuçlar getirdi. Bunun dışında yapılmakta olan bir sürü yenilikler var. Gözyaşı yapımını hızlandırıcı, oküler yüzeyde daha uzun süre kalacak, inflamasyonu daha azaltacak ilaçlar planlanıyor. Konjonktiva içerisine konulacak ve uzun süreli gözyaşı yapımını sağlayacak polimerlerde henüz günlük kullanım yaşantımıza dahil olmadı.

Sürekli bilgisayar kullananlara kuru göz ürünü kullanmalarını önerir misiniz?

Bir kişinin sağlıklı gözyaşı varsa, sağlıklı gözyaşı yapısı bilgisayar kullanımına karşın bozulmuyorsa herhangi bir bulgu vermeyecektir. Bu durumlarda bir tedavi önermiyoruz. Ancak koruyucu tedaviler öneriyoruz. Sık göz kırpma, 20 dakikada bir ara verme, boşluğa bakma gibi koruyucu egzersizler faydalı olacaktır.

Kuru göz hastalığı kişinin yaşam kalitesini nasıl etkiliyor?

Sürekli olarak kızarmış gözler karşıdaki kişiyi rahatsız eder. Gözünüzün içerisinde devamlı yabancı cisim hissi rahatsız edici etki yaratır. Sürekli olarak aklınız gözünüzde olur. Sabahtan akşama doğru devam eden bu durum akşam en ciddi boyuta ulaşır ve bazı durumlarda evinize giderken araba dahi kullanamayabilirsiniz. Dolayısı ile kuru göz hastalığı önemli bir sosyal sorundur ve kişinin günlük yaşantısını önemli ölçüde etkiler.

Tedavi edilmediği takdirde ne gibi sonuçlar ortaya çıkabilir?

Tedavi edilmezse kişi gözünü açamaz duruma gelir ve göz kapakları göz yüzeyine yapışır. Bu yapışmalar, gözünüzü açmaya her çalıştığınızda canınızın çok yanmasına neden olur. Bu ağrıdan dolayı kişi tedavi olmak için gönüllü olacaktır. Eğer tedavi edilmezse kızarıklarla birlikte yeni damarlar ortaya çıkarak korneayı kapatır ve kalıcı görsel bozukluklara hatta körlüğe kadar gidebilecek durumlar ortaya çıkabilir.