Sıkça Sorulan Sorular

Gözlüklerden Kurtulmak Mümkün mü?

Kırma kusurları olan bir çok hasta gözlükleri ve kontakt lensleri sayesinde net görmeye sahiptirler. Ancak bazı erişkinlerin işleri ve kariyerleri nedeni ile gözlüksüz mümkün olabilecek en net görmeye ihtiyaçları vardır. İnsanlar kontakt lenslerinden veya gözlüklerinden kurtulup, gözlüksüz yaşamak isteyebilmektedirler. Yapılan çalışmalar kırma kusuru olan hastaların %75’inin refraktif cerrahiyi gözlük veya kontakt lens olmaksızın görmeyi diledikleri, diğerlerinin de kozmetik görünüşleri açısından istediklerini göstermektedir.

Miyopi, hipermetropi, astigmatizma gibi kırma kusurlarının tedavisi genel olarak refraktif cerrahi olarak isimlendirilir. Refraktif cerrahide ana unsur; Korneanın çeşitli yöntemlerle yeniden şekillendirilerek korneal kırma gücünün değerlerini değiştirme, yani kornea yüzeyini yeniden şekillendirme esasına dayanır.

Excimer Laser Kimelre Uygulanır?

Hangi teknikle yapılırsa yapılsın excimer laser tedavisi öncesinde tüm göz ve retina muayenesi detaylı olarak yapılmalıdır. Kornea topografilerinin (haritalarının) ve kornea kalınlığının mutlaka dikkatle incelenmesi gerekmektedir. Excimer laser tedavisi uygulanabilmesi için kişinin genel olarak 20 yaş üzerinde olması ve işlemi engelleyecek başka bir göz hastalığının olmaması gerekmektedir. Katarakt veya kataraktın başlangıç safhası olan nükleer skleroz olmadığı müddetçe tedavi için üst yaş sınırı bulunmamaktadır.

Excimer Laser Nasıl Uygulanır?

Günümüzde excimer laser tedavisinde iki teknik uygulanmaktadır. Yüzeyel yapılan tedaviler EPİLASEK-LASEK - PRK (kırma kusurlarının yüzeyel tedavisi) ve PTK (korneal leke düzensizliklerin tedavisi) olarak ikiye ayrılır. Daha derine yapılan LASİK (stromal kornea cerrahisi) yöntemi ise daha yüksek numaralı kırma kusurlarının tedavisinde kullanılır.

EPİLASEK-LASEK - PRK ve LASIK tedavileri kırma kusurlarının (miyopi, hipermetropi, kompoze veya basit astigmatizma) tedavilerinde kullanılan yöntemdir. Her iki yönteminden birbirlerine göre avantajlı ve dezavantajlı yönleri mevcuttur.

Excimer Laser : Lasık

LASIK tedavisi bir mikrokeratom cihazı ve excimer laserin beraber kullanıldığı tekniktir. LASIK tedavisinin günümüzde giderek yaygınlaşmasındaki en önemli etken, korneada belli bir kalınlıktaki dokunun kaldırılıp, menteşe dediğimiz kısmının bırakılarak bir flep (kapak) oluşturulmasını sağlayan laser ve otomatik mikrokeratomlardır.

LASIK tedavisinde her ne kadar flebin hazırlanması önemli ise de, kırma kusurunu düzelten tedavi, açılmış olan yatağa yapılan excimer laser uygulaması ile mümkündür.

Refraktif cerrahide excimer laserlerin keşfi ile başlayan gelişme LASIK tedavisi ile daha geniş ufuklar kazanmıştır. Keratomlar ve laserlerdeki gelişme düzgün flap kaldırılarak tedavinin tam olarak yapılmasını sağlayan yeni jenerasyon laserlerle birleşince hastaları tatmin edici sonuçlar artmıştır.

Özellikle kapak hazırlamada femtosaniye laserlerin kullanılması komplikasyon oranını azaltmış, daha ince kapak hazırlanmasına olanak sağlamıştır. Femtosaniye laserler ve yeni jenerasyon excimer laser cihazlarının beraber kullanımı, refraksiyon kusurlarının düzeltilmesindeki en önemli gelişmedir.

Yine günümüzde gelişen cihazlar yardımı ile (topografi ve wavefront analizi) kişiye özel tedavilerde uygulanabilmektedir.

Operasyon sonrası ağrı olmaması, regresyonun az oluşu, haze gelişmemesi, astigmatik tedavi uygulanabilmesi ve post operatif ilaç kullanma (damla) süresinin kısalması, günümüzde LASIK uygulamalarının yaygınlaşmasının nedenidir.

Excimer Laser : Prk – Lasek- Epilasek

PRK korneanın en dış tabakası olan epitelin kazınarak yüzeye tedavi yapılmasıdır. Günümüzde PRK tedavisi giderek eski önemini kaybetmektedir. Bunun başlıca nedeni yüksek dioptirili tedavilerde haze denilen bulanıklıkların ortaya çıkabilmesidir. Ayrıca epitelin kaldırılmış olması sonucu, hastaların ilk 48 saatte değişen seviyelerde ağrı hissi duymaları da az tercih edilmesinde bir etkendir.

PRK’nın avantajı ise 7-9 mm.ye kadar tedavi edilecek optik zonun genişletilebilmesidir. Bugün için PRK 4 dioptiriye kadar olan miyopi, hipermetropi ve astigmatizma tedavilerinde, ağrı dışında diğer komplikasyonların az olması nedeniyle tercih edilebilir.

PRK, düşük dioptirili kırma kusurları tedavisinde güvenilir ve efektif bir yöntemdir. Post operatif ağrı ve yara iyileşmesinin iyi takip edilmesi, gözyaşı film tabakasının analizi ve post operatif damlaların uygun biçimde kullanılmasıyla güvenli olarak uygulanabilir.

LASEK ise, epitelin alkol debridmanı ile flep olarak kaldırılması esasına dayanır. Laser uygulamasıı sonrası bı flep kapatılır. PRK ile benzer bir uygulama olmasına rağmen flep nedeni ile eğrinin düzgün olduğu söylenmektedir.

Excimer Laser : Ptk

PTK’da ise PRK’daki cerrahi teknik uygulanarak, ön korneada travma ve lekeler sonrasında oluşan bulanıklıklar, korneal enflamasyonlar, tekrarlayan epitel ülserleri, korneal distrofiler ve dejenerasyonlar, bant keratopati tedavi edilebilmektedir.

Excimer Laser : Wavefront

Wavefront; excimer laser teknolojisinin zaman içinde büyük değişiklikler ve ilerlemeler kaydetmesi ile ortaya çıkmıştır. 2000 yılı başlarında gözün optik sisteminin sadece gözlük numaralarından ibaret olmadığı, daha farklı optik sapmaların (aberrasyonların) da ölçülebildiği gösterilmiştir.

Wavefront aberrometre denilen cihazlar ile gözün miyop, hipermetrop ve astigmat haricindeki diğer optik sapmalarının da varlığını tespit edebilir ve tedavi edilebilir duruma gelmiştir.

Wavefront teknolojisinde kişiye özel sapmaların yada düzensizliklerin giderilmesini amaçlamaktadır. Fakat görme kalitesi optik sistemin mükemmelliği yanında diğer sistemlerin de mükemmelliğine dayanmaktadır. Mükemmel optik sistemin dışında mükemmel bir yakına uyum refleksi, mükemmel bir retina sağlığı, mükemmel iki gözün birlikte görmesi ve mükemmel bir göz- beyin iletişiminin ancak hepsinin birlikte iyi çalışması durumunda görme kalitesinin performansını en üst düzeylere çıkabilmektedir.

Wavefront teknolojisinin kullanımdaki amaç; kişinin sadece kırma kusurunu düzeltmek değil farkı aberasyonlarını da düzelterek daha iyi bir görme kalitesi sağlamaktır.

Excimer Laser Tedavi Sonuçları Nedir?

Günümüz insanı daha iyi, daha rahat ve daha bağımsız bir yaşamı kovalamaktadır. Birçok kişi gözlük ve kontakt lenslerinin kendilerini bağlayıcı öğeler olduğunu düşünmektedir. Son yıllarda genel olarak hastalar tüm estetik cerrahi yaklaşımlarındaki gelişmeleri takip etmekte ve kendilerine uygun çözümü aramaktadırlar. Teknolojik gelişmenin yardımıyla excimer laser refraktif cerrahi tekniği günümüzde en yaygın kullanılan sistemdir.

Sağlam bir dokuya yapılan excimer laser refraktif cerrahi tedavisinin teknolojik aletler yanında iyi eğitilmiş ve deneyimli hekimlere ihtiyaç gösterdiği bir gerçektir. Hekimlerin ve hastaların doğru yönlendirilmesi, komplikasyonların azalmasına ve sonuçta her iki taraf içinde tatmin edici neticelerin elde edilmesine neden olacaktır.

Lazer tedavisinde yenilik var mı?

Yeni gelişen excimer laser teknolojileri kişiye özel tedavide önemli ilerlemeler kaydetmiştir. Daha hızlı, daha güvenli ve etkili tedavilerle refraktif kusurlar başarıyla düzeltilebilmektedir. Femtosaniye laserlerdeki gelişmeler istenilen kalınlıkta, büyüklükte kornea kapaklarının hızlı biçimde oluşmasına olanak sağlamıştır. İşlem öncesi korneanın tam ölçümleri ve gözü tanıma sistemleri ile tedavide başarı oranı artmıştır. OptiLasik gibi yeni tedavi protokolleri ve teknoloji bir araya gelince refraktif kusurların en iyi şekilde tedavisi sağlanmıştır. Komplikasyonların azalması ve iyileşme sürecindeki hızlanma kişilerin günlük yaşantılarına en kısa sürede dönmelerine olanak sağlamıştır.

Katarakt Nedir?

Göz kameraya benzeyen optik bir sistemdir. Dışarıdan gelen ışık ve görüntülerin görme merkezine net olarak ulaşabilmesi, için, önce gözün en dış saydam tabakası olan korneada, sonra gözün içindeki lens tabakasında kırılması gerekir. Normal şartlarda bu iki tabaka da saydam yapıdadır. Katarakt; göz içindeki lensin saydamlığını kaybederek opak bir görünüm alması ve görüntü kalitesinin azalması, hatta kaybolması durumudur.

Birçok tipi olmakla birlikte, kataraktlar genel olarak 3 ana grup altında incelenebilirler:

  • 1 Yaşa bağlı kataraktlar
  • 2 Doğumsal kataraktlar
  • 3 İkincil kataraktlar: Bazı ilaçların uzun süreli kullanımı (kortizon gibi), darbeler, metobolik hastalıklar (diyabet gibi) sonucunda oluşanlardır.

Katarakt en sık yaşa bağlı olarak ortaya çıkar. Bilinen bir sebebi olmamakla birlikte beslenme, ultraviyole ışınları gibi bir çok risk faktörü bulunmaktadır. Lensin opaklaşmasının durumuna göre hastalar önceleri uzak yada yakın görme bozukluğundan şikayet ederler. Opaklaşma arttıkça hem uzak hem de yakın görmeler hastanın sosyal yaşantısını rahatsız edecek şekilde azalır.

Katarakt Tedavisi Nasıl Yapılır?

Katarakt tedavisi cerrahidir. Hangi cerrahi teknikle yapılırsa yapılsın şeffaflığını yitiren lens tabakası alınarak yerine suni bir göz içi merceği yerleştirilerek ameliyat yapılır. Göz içine mercek konulmazsa hastalar cerrahi operasyon sonrasında yüksek numaralı gözlük veya kontakt lens kullanmak zorunda kalırlar.

Günümüzde en gelişmiş yöntem olarak uygulanan fakoemülsifikasyon yöntemiyle yapılan katarakt ameliyatlarında, kesifleşen lens tabakası arka kapsülü korunarak laser veya ultrasonografik dalgalar yardımıyla parçalanıp alınmakta ve göz içine daha rahat uyum sağlayan, göz içi lensleri yerleştirilmektedir. Bu yöntemin avantajı, küçük bir korneal kesiden tüm ameliyatın gerçekleştirilmesi ve göze dikiş konulmamasıdır. Böylece gözde dikişe bağlı astigmatizma oluşmadığından hasta fonksiyonel görmeye çok kısa bir sürede kavuşmaktadır. Hastalar ameliyattan hemen sonra sosyal yaşantısını normal olarak sürdürebilmektedir. Bu ameliyat tekniğinin uygulanması için lensin tam olgunlaşması gerekmektedir, kişinin görmesini engellemeye başladıktan sonra, görme tamamiyle kapanmadan ameliyat yapılabilir.

Günümüzde kişilerin aktivitelerinin artması kataraktı olan kişilerin daha kısa sürelerde günlük yaşamlarına dönmelerini gerektirmektedir.

Fakoemülsifikasyon yöntemi, şu anda gelişmiş ülkelerde en yaygın kullanılan yöntemdir. İyileşme süresinin kısa olması, ameliyat sonrası astigmatizma problemlerinin olmaması, bu yöntemin hastalar tarafından daha çok tercih edilmesine sebep olmaktadır.

Katarakt ameliyatında gelişen teknoloji sayesinde göz sağlığı ve göme kalitesini en üst düzeye çıkarılacak göz içi mercekler kullanılmaktadır. Bu mercekler uzak-yakın görmeyi ve astigmatizmayı da düzeltebilecek yapıda olabilmektedir. Hangi merceğin kullanılacağı yapılan göz muayenesi sonrasında hastanın ihtiyaçları ve göz yapısı dikkate alınarak belirlenmektedir. Optik biyometri cihazları yardımıyla doğru mercek numarası belirlendiğinde ameliyat sonrası hastaların hedeflenen göz numarasına ulaşılma şansı çok yükselmektedir.

Göz kuruması nedir? Neden olur ?

Gözyaşı ; Gözyaşı bezleri tarafından salgılanan ve vucudun doğal tepki mekanizmalarından biridir. İki şekilde gözyaşı salgılanır. İlki temel gözyaşı salgısıdır,  gözü ıslak tutmak ve korumakla görevlidir. İkicisi reflex gözyaşı salgısıdır,  tahriş ve duygusal tepkilerle ortaya çıkar.

Gözyaşı gözü koruyan bir tabakadır ve her göz kapak hareketimizle gözyaşı tabakası tazelenmiş olur.

Kuru göz ise, normal gözyaşı salgılamasının azalması veya yapısının bozulmasıyla çıkan bir hastalık tablosudur. Özellikle çevresel faktörler bu hastalığa neden olmaktadır veya olan problemleri artırmaktadır.

Gözünüzde yanma, batma, kaşıntı, yabancı cisim hissi, kuruluk, ışık hassasiyet, çapak oluşumları varsa  sizde kuru göz hastalığı olabilir.

Kuru hava, rüzgar, klimalı ortamlar, kalorifer, hava kirliliği, bilgisayar veya televizyon karşısında uzun süre kalma, uykusuzluk kuru göze neden olan çevresel faktörlerden sayılabilir.
Romatizmal hastalıklar, ilaç kullanımları, hamilelik, yaşlanma gibi sorunlarda kuru göz olgularının artmasına neden olmaktadır.

Kuru göz, çevresel faktörleri dikkate aldığımızda hayatımız boyunca bizimle olacak bir hastalık tablosu olarak karşımızdadır. Teşhis konulduktan sonra doğal gözyaşının yerine kullanılacak suni gözyaşı damlaları tedavinin en basit ve kolay yoludur. Fakat bunlarla da geçmezse farklı tedavi yöntemine geçilmek durumunda kalınabilir.

 

ÇOCUK VE GÖZ SAĞLIĞI

Çocuklarımızın sağlıklı büyümeleri en büyük hedefimizdir. İlk yıllar içerisinde dikkatimizi yoğunlaştırmamızı gerektiren konulardan birisi de göz sağlığıdır. Çocuklarımızda gözleri ya da görme duyusunu ilgilendiren bir sorun olduğunda, belirli bir yaşa gelindiğinde ise çocuklarda sık rastlanılan göz sorunlarının erkenden saptanabilmesi amacıyla rutin olarak göz hekiminin kontrolünden geçirilmelidir.

 

Bebekler nasıl görür ?

Bebek dış dünya ile olan iletişimini,  öncelikle görme duyusu ile sağlar. İlk günlerde 20 cm. mesafede yer alan objeleri görür. Bebeğin emme dışında elde ettiği ilk duyu görme duyusudur. 20 cm. olan görme mesafesi 1 ay içerisinde 2-2.5 metreye çıkar. Bebek, anne ve babasını, yakınındaki oyuncakları algılar. 1. ayda renkleri de tanımaya başlar. Bebek  2 aylık olduğunda iletişimi artar, 3. aydan itibaren ise görme ve dokunma duyularının gelişmesi ile çevresindeki objeleri tanımaya başlar. Görme duyusunun iki işlevi vardır, öncelikle objeleri görünce tanımak, ikincisi ise görerek dokunma duyusunu destekleyip elimize aldığımız objeleri tanımlayabilmektir.  Bebek gözü kapalı iken bir obje ellediğinde bu bir anlam ifade etmez, ancak görünce tanımlayabilir. Göz bir organ değil, beynin bir uzantısıdır. Beyinden köken alan sinirlerin %36’sının  göz dokusunu oluşturduğunu  ve yine beyinden köken alan sinirlerin toplamda %43’ünün dolaylı ya da dolaysız olarak gözle ilişkili olduğunu söyleyebiliriz.

Bebekler ve çocuklarda göz bozukluğu nasıl anlaşılır ?

Bebeğin görme duyusu geliştiğinde,  iki gözden gelen görüntü beyinde çakışır  ve beyinde derinlik, yani üç boyutlu görüş başlar.  Üç boyutlu görüş  çok önemlidir;  doğuştan katarakt, doğuştan tek gözde göz tansiyonu  yüksekliği,  iki gözde farklı  düzeylerde görme kusuru (bir göz 0, bir göz  +3 gibi) ve  gözde belirgin kayma varsa üç boyutlu görüş  tam olarak sağlanamaz.  Doğuştan katarakt mevcutsa belirti verir  ve gözde beyaz bir leke fark edilir. Doğuştan göz tansiyonu mevcutsa, etkilenen göz  irileşir. Ne var ki,  iki göz arasında  +2’den fazla görme kusuru mevcutsa,  çocukta bu durumun mevcut olduğunu algılamak mümkün olmayabilir. Bir göz bulanık, bir göz net görüyor ise, beyin bulanık olanı yok farz eder. Göz kaymalarında da bir karışma dönemi olur, aile fark etmez ama çocuk o sırada çift görüyordur. Konfüzyon=karmaşa döneminde beyin,  kayan görüntüyü yok sayar ve bu durum göz tembelliğine neden olur.

18-24 ay dönemi çocuklarda rutin göz muayenesi şarttır. Bu dönemde  bahsettiğimiz tüm bu sorunları  yakalama ve tedaviye başlama şansımız çok yüksektir.
Üç yaşında da bu sorunları yakalarız ama ne var ki göz tembelliğinin tedavisi  7  yaşa kadardır. Beyin  7 yaşından sonra görmeyi öğrenemez. Bir göz tembel ise, gözlük  ve  tembelleşen gözü zorlamak için sağlam gözü kapama tedavisi ile tembelleşen gözü beyne hatırlatmamız gerekmektedir.  7  yaşından sonra beyin, görme ile ilgili bu tarz egzersizleri artık kabul etmediğinden,  7  yaşa kadar ne kadar uzun bir eğitim süremiz olursa o kadar başarı şansımız yükselmektedir.  Tüm bu nedenlerle tüm çocukların  1.5 – 2 yaş arasında rutin göz muayenesinden geçmeleri şarttır.
Bebeklerde göz enfeksiyonları ve gözyaşı kanal tıkanıkları nasıl düzeltilir ?
Her tür göz enfeksiyonunda  göz hekimi muayenesi gerekmektedir. Bebek ya da çocuk hangi ayda olursa olsun, her iki gözde olan kızarıklık ve çapaklanma durumunda göz hekimi muayenesine götürülmelidir.

Doğuştan göz yaşı  kanalı  tıkanıklığı demek olan dakriyosistit durumu bebeklerin yaklaşık olarak %8’inde gözlenir. Bu durumda,  göz yaşını alıp genize akıtan kanal tıkalıdır.Gözyaşı, gözyaş ı kesesinden yukarıya doğru geri akar ve iltihaplanma ve çapaklanmaya neden olur. Bu durumda antibiyotiklerle tedavi gerekir, ayrıca göze masaj uygulanmalıdır. Masaj, iki burun köküne emme basma tulumba şeklinde basınç uygulayıp bırakma şeklinde olmalıdır. Böylece gözyaşı  kanalını  tıkayan zar üzerinde basınç uygulanmış olur. Eğer tıkalı olan gözyaşı  kanalı , bebek  1  yaşına geldiğinde kendiliğinden açılmazsa,  genel anestezi altında bir gümüş çubuk yardımıyla açılır. Bu işlem, beş dakika zamanımızı alan çok basit bir işlemdir.

Bebek ve çocuklarda  göz alerjisi olur mu?

Bebek ve çocuklarda gözde kaşıntı oluştuğunda da alerji şüphesi oluşmalıdır. Alerji mevcudiyeti, kendisini gözde kızarıklık ve kaşıntı şeklinde göstermektedir.  Gözde alerji olduğunda buluğ çağına kadar sürer  ve göz hekimi takibi gereklidir.
Gözler çapaklanıyorsa iltihap, Gözler kaşınıyorsa alerji, Gözler yanıyorsa gözde kuruluk akla gelmelidir.

Bebek ve çocuklarda  göz kayması neden olur ?

Tuvalet eğitiminde yaşandığı gibi, ilk 18 ay boyunca gözlerde arada bir basit kaymalar gözlenebilir.  Bunun nedeni,  sinirlerin, henüz  myelin kılıfıyla sarılmamış olmaları nedeniyle  olgunlaşmamış olmalarıdır. Devamlı olan göz kaymaları  ise sorun teşkil eder. Tanının konabilmesi için göz hekiminin muayenesi gerekir.

Yalancı şaşılık (pseudo-strabismus):  Ufak bebeklerde gözler,  burun yanlarında sağlı sollu yer alan burun plakalarının altına saklanabilmektedir, bu durum bebeğin kafası büyüyünce geçeceğinden gerçek bir problem söz konusu değildir.

Gözde gerçek kayma oluştuğunda göz hekimi öncelikle göz içerisinde tümör arayacaktır. 20.000 bebeğin birinde gözlenen retinoblastoma, gözün kaymasına yol açar ve ancak erken teşhis edilirse tedavi edilebilinir.

Gözde kayma olduğunda,  ya gözlükle ya da cerrahi girişimle tedavi edilir. Vakaların %99’u gözlüğe ihtiyaç duyar, bazen cerrahi girişim de gerekir.

Gözde titreme, göz kapağında düşüklük, göz hareketlerinde kısıtlılık gibi durumlarda hem göz hekimi hem de çocuk sinir hastalıkları uzmanı görüşü gerekir. Bu tarz şikayetler çocuğun sinir sistemini de ilgilendirir.

 

Erken doğan bebeklerde ne tip göz sorunları olabilir ?

Gözdeki retina, erken doğmuş bebeklerde az gelişmiştir, retinada kolaylıkla anormal yapıda damarlar gelişebilmektedir.  Prematür bebek solunum sıkıntısı  nedeniyle oksijen almış  olsun olmasın, muhakkak göz hekimi tarafından görülmeli ve retina damarlarının  incelenmesi  için göz dibi  muayenesinden geçmelidir.

çocuklarda güneş gözlüğü kullanılabilir mi ?

Renkler öğrenilerek elde edebildiğimiz bir duyu, bu nedenle çocuklar renkleri öğrenmelidir. Güneş gözlüğüne alışan ve  seven bir bebek güneş gözlüğünü sık kullanırsa renkleri ve renk tonlarını öğrenmesi zorlaşabilir.  Çocuklara uygun güneş gözlüklerinin,  camlarının kaliteli olması  ve  çok koyu renkte olmamaları ve   gözlük çerçevelerinin kenarlarının kapalı olması gerekmektedir.  Kalitesiz ürünler kullanıldığında,  gözbebeklerinin aşırı büyümesine ve ultaviyolenin retinada hasara yol açmasına neden olabiliriz. Çocuklarda yazın siperlikli şapka kullanmanın ön planda olması gerektiğini de belirtelim. Aşırı alerjik çocuklar ile  ten rengi çok açık olan çocuklar ve ışığa karşı aşırı hassasiyeti olan çocuklar ise muhakkak güneş gözlüğü kullanmalılar.

çocuklarda renk körlüğü nasıl farkedilir ?

Beş yaşından sonra, özelikle okul döneminde araştırılmalıdır. Renk körlüğü genellikle ailevidir, renkleri görmemeyi değil, renklerin tonlarını fark edememeyi tanımlar. Renk körlüğü olan çocuk renklerin tonlarını seçemediği için, Karadeniz ormanları gibi renk cümbüşü içerisindeki doğa görüntülerinden hoşlanmaz. Renk körlüğü problemi olanlar, erişkin hayatta araba kullanırken alacakaranlıkta çok zorlanırlar. Gri yolda gri bir araçla karşılaştıklarında gelen arabanın hızını kestiremezler ve kolaylıkla trafik kazasına yol açabilirler. İskandinav ülkelerinin uyguladığı, kontakt açılınca farları da açma uygulaması bu açıdan değerli bir önlemdir.

 

Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu Nedir?

Yaşlılarda rastlanan görme merkezi hasarları ve kanamaları olarak bilinen “Yaşa Bağlı Maküla Dejenerasyonu”, hastanın görme alanının ortasında giderek büyüyen bir leke olarak ortaya çıkar.

Her iki gözü de etkileyen ve hastanın bağımsız yaşama yeteneğini kaybettiren YBMD, önce bir gözde başlar ve genellikle yavaş seyreder. Bu nedenle hastaların önemli bir bölümü, gözlerinden birisinin az gördüğünü ilerleyen dönemlerde fark eder. Belirtileri yaşlılığın doğal bir sonucu olarak görüldüğü için toplumda fazla bilinmeyen bu hastalık, ileri safhalarda körlüğe neden olabilir.

Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu Belirtileri Nelerdir?

Görme alanının ortasında giderek büyüyen lekeler oluşması, cisimleri küçük görmeye başlaması, çizgilerin itilmesi yada kırılması ve bakılan yerde net görmenin kaybolmasıdır.

Bu şikayetleri bulunan hastaların vakit kaybetmeden doktora gitmeleri ve tedaviye başlamaları gerekmektedir.

Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu Toplumda Görülme Sıklığı Nedir?

  • 50-65 yaş 2%
  • 65-75 yaş 10%
  • 75-85 yaş 35%
  • 85 yaş üstü 50%

Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu Risk Faktörleri Nelerdir?

  • Yaşlanma
  • Cinsiyet (Bayanlarda biraz daha sık görülmekte)
  • Kalıtım (genetik geçiş %20)
  • Hipertansiyon
  • Sigara
  • Serum lipitlerindeki yükseklik
  • Güneş ışığı
  • Anemi

Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu Korunmak Mümkün mü?

Sadece yaşlılarda olmayıp, miyoplarda, göz yaralanmalarında ve birçok başka hastalıkta da gelişebilen görme merkezi hasarlarından korunmak için de; sigarayı bırakmak, beslenme alışkanlığını değiştirerek sebze-meyve ağırlıklı gıdalara geçmek, güneş ışınlarından korunmak ve yıllık göz kontrollerini unutmamak gerekmektedir.

Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu Tipleri Nelerdir?

YBMD hastalığının iki tipi vardır

  • * atrofik (dry/kuru/non-neovasküler/geografik tip)
  • * eksüdatif (wet/yaş/ıslak/dissiform/neovasküler/seröz tip).

Kuru tip hastaların çoğunluğunu oluşturmasına rağmen, maalesef bu hastalıktaki görme azlığının en sık nedeni yaş tip'dir.

Yaş tip olan hastalarda; retina altında gelişen yeni damar oluşumu ve zarlardan sızıntıyla beraber kanama riski vardır. Sızıntının uzun süre devam etmesi ve kanamaların tekrarlamasıyla retinadaki görmeyi sağlayan hücrelerin çalışması bozularak görme kaybına yol açar.

Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu Teşhis Nasıl Konulur?

OCT: gözün arka tabakasının tomografisinin çekilerek, olası ödem bölgeleri ve sinir tabakasının analizinde kullanılır.

Fundus floresein anjiografi : Hastanın ön kol damarından floresein isimli bir madde verilir. Kan dolaşımına karışan ilaç 12 saniye sonra göze ulaşır. Bundan sonra anjiografi cihazı adı verilen özel bir alet ile gözün fotoğrafları çekilir. Anjiografi ile maküladaki hasar daha ayrıntılı olarak saptanır, teşhis takip ve tedavi planı anjiografi bulgularına göre planlanır. Fundus floresein anjiografi : Hastanın ön kol damarından floresein isimli bir madde verilir. Kan dolaşımına karışan ilaç 12 saniye sonra göze ulaşır. Bundan sonra anjiografi cihazı adı verilen özel bir alet ile gözün fotoğrafları çekilir. Anjiografi ile maküladaki hasar daha ayrıntılı olarak saptanır, teşhis takip ve tedavi planı anjiografi bulgularına göre planlanır.

Indociyanin anjiografi :Hastanın ön kol damarından indociyanin isimli bir madde verilir. Kan dolaşımına karışan ilaç 12 saniye sonra göze ulaşır. Bundan sonra anjiografi cihazı adı verilen özel bir alet ile gözün fotoğrafları çekilir. Bu tetkik özellikle maküladaki problemlerin tespitinde kullanılmaktadır. Teşhis takip ve tedavi planı anjiografi bulgularına göre planlanır.

Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu Tedavisi Nasıl Yapılır?

YBMD hastalığının tedavisinde bugüne kadar çeşitli yöntemler uygulanmıştır.

Günümüzde öncelikle yapılan uygulama kuru tip hastalarda antioksidan maddeler de içeren vitamin verilmesi ve bunu destekleyen göz damlalarının kullanılmasıdır.

Hastada ödem veya kanama tespit edilmişse göz içi ilaç uygulamaları sıklıkla yapılmaktadır ve bunların sonuçları oldukça yüz güldürücüdür.